bugün çok garip bir durum oldu sevgili seyir defteri
serbest muhasebeci mali müşavirlik sınavı için hafta sonları mali müşavirler odasının açtığı kursa gidiyorum.
bu ilk haftam
dün yani cumartesi günü ilk günümü atlattım.
bugün ise ikinci günümdü.
neyse iyi güzel gidiyor.
dersimiz: iş ve sosyal güvenlik hukuku.
konu: iş kazaları.
hocamız büyük adam. ssk baş müfettişi. Star gazetesinde yazıyor,dünya gazetesinde yazıyor,marmara üniversitesinde derse giriyor, ismmmo nun kurslarında hocalık yapıyor, televizyon programlarına bilirkişi olarak katılıyor. say say bitmez. dedim ya büyük adam.
Tuzla tersanelerine incelemeye gitmiş.
konu döndü dolaştı, hani konumuzda iş kazaları ya oraya geldi.
ben diyor incelemeye gittim oraya.deva ediyor sonra...
-30 m2 bir alan düşünün. işçi burayı boyayıp çıkacak. yarım saatlik bir iş. adam iki fırça darbesi atıyor, ondan sonra sigarayı yakıyor ve yanıyor diyor.
her neyse...
bizim işçilerimiz diyor cahil.
-valla adam orda sigara yakıp niye yandığını bile bilmiyor diyor.
sınıf otuz kişilik. hocanın bu sözü üstüne millet kahkahayı basıyor.
bir anda dumura uğruyorum.
yanan ve ocağı batan bir insanın arkasından bu şekilde ahlaksızca bir alay konusu olması beni telef ediyor. terliyorum...
arkadan hippi tipli bir çocuk.
-hocam işveren ne yapsın işçi canından bezmiş...diyor
benim tabi sabrım taşıyor.
ama,
buraya tartışmaya gelmedin be olum dersi dinle ve git diyorum kendi kendime.
hoca devam ediyor.
-ya adam köyden gelmiş hayatında sadece traktör kullanmış, sen alır onu tersanede çalıştırırsan olacağı bu diyor.
bir kız da;
-cahiller işte diyor.
bu söz köylü bir kökenli olan bana oldukça dokunuyor. eski bir kulağı kesik olarak ve yeter artık bu zulüm diyerek gülmekte olan sınıfın ortasında o sözü söyleyen kıza doğru dönüp(kız arka sağ çaprazımda)
-cahilliğin kriteri nedir sizce diyorum.
sınıf bir anda susuyor.derin bir sessizlik. bu sefer sınıf dumura uğruyor. ne dedi lan bu şimdi dergi gibi, sanki bir iki üç tıp oyunu oynuyormuşuz gibi kalıyorlar. 5-6 saniye civarında derin bir ssizliğin ardından kız bana,
-nasıl yani cahil işte diyerek basit bir cevap biraz sonra nasıl rezil olacağını bilmeden.
sizin babanız ne iş yapıyor diyorum.
-bu sizi ilgilendirmez diyor bana
-siz eminim güzel bir okulda okumuş, okulu bitirmek için kurslara gitmiş, okulu bitirdikten sonra dersaneye gitmiş, daha sonra da hasbelkader bir üniversiteye girmiş ve okulu bitirince, buraya gelmişsinizdir. diyorum.
ve devam ediyorum.
siz hayatınızda tanrı bilir hiç işçi bile görmemişsinizdir.
sizin gibi fırsat eşitliğinde yararlanamayan insanları cahil olarak nitelendiremezsiniz.
birde bakıyorum gülmeye başlıyor.
-gülersiniz tabi. yaşadığınız rezilliği kamufle etmeye çalışıyorsunuz. diyorum.
tam bana cevap vermeye yeltenecekken, hoca araya giriyor.
-tamam arkadaşlar derse devam edelim diyor.
konu kapanıyor ama,
ben müthiş bir zafer kazanmanın ve artık hareketlerine çeki düzen vermeleri gerektiğini onlara öğretiyorum.
aynı zamanda yaşamdaki misyonumu bir kez daha yerine getirmenin ve suskunluk yerine haksızın karşısında yer almamın, tersane işçisinin onurunu kurtarmanın dayanılmaz hazı ile yaslanıyorum sandalyeye.
o kadar vicdanım rahat ki...

Öğrendikleriyle amel etmek, yani öğrendiği ilmi,hasleti yaşamda uygulamak "Marifettir". Haksızlık ve zulüm karşısında eğilmemek ve haklının yanında yer almak gerçekten Onurluca bir davranıştır.Dokuz köyden kovulsanda Merdan Can, doğrunun yanında yolun açık ve Aydın olsun...
Onurluca ve alnı açık olarak yaşanmış "Cahilliği" Onursuz "Alimliğe" tercihtir doğrumuz...
Selam,sevgi ve saygılar
Merhaba Aydın
Çok anlamlı bir günde çok anlamlı bir karşı duruş.
Alnından öpüyorum senin.
Osmanlı, senin bu kepazeleri susturuşundan 88 yıl önce ne yapmıştı?
Sevr anlaşması denilen "ölüm fermanlarını" imzalamışlardı.
Ve yine o günlerde Ali Kemal gibi reziller, İngiliz zırhlı gemilerini göstererek; "bunlar burada iken kimse beni susturamaz" diyebiliyorlardı.
Değişen pek fazla birşey yok yani...
İşbirlikçiler havlayacaklar!
BİZLER SUSTURACAĞIZ!!!
Çok yaşa sen.
Sağlıcakla kalın
Y.Sadık YILMAZTÜRK
Acaba ekmek parası için canını dişine takan işçimi "cahil" yoksa onları kobay olarak bir filikaya doldurup canına kastedenmi dersiniz?
hani bir laf vardır ''okumuşun cahili daha kötü'' diye. gerçekten öyle. burda da bu lafın örneği var. o ortamda bu konuya gülen sözde okumuş insanlar ne kadar da cahil olduklarını göstermişler bence. onlar emeksiz yemek yemeye alışmışlar. gidip o ortamda çalışabilirler mi? ya da bir harmanı kaldırabilirler mi tarladan? yazık acıdım onlara şimdi. çünkü yaşamanın tam olarak anlamını bilmiyolar bence. aydın abim. ağzına sağlık. helal sana. umarım derslerini almışlardır diyeceğim ama sanmıyorum. paylaşımın için teşekkürler...