TEK PARTİ İKTİDARINI SONA ERDİREN 1950 SEÇİMLERİNDEN BİR MİTİNGİN ÖYKÜSÜ (İnönü dün Taksimde İstanbullulara hitab etti )
Türkiye tarihine "Tekparti iktidarının sonu", "Beyaz İhtilal" olarak geçen seçimlerden söz edeceğiz bu hafta. 14 Mayıs 1950 günü yapılan genel seçimlerle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarı sona erecek, yerine i960 askeri darbesine kadar iktidarda kalacak olan Demokrat Parti (DP) gelecekti...
1946'da kurulan DP, hiç tahmin edilmeyen bir biçimde büyük bir çoğunlukla iktidar olarak ülkeyi tek parti yönetiminden kurtaracaktı. Ancak on yıl geçmeden CHP döneminin sıkıntıları, baskıları ve her türlü demokratik eylemin zorla bastırıldığı günler yeniden başlayacaktı.
14 Mayıs 1950 seçimleri, 1946'da yapılan "şaibeli" genel seçimlerden sonra DP'lilerin zorlamasıyla gerçekleşen Seçim Yasası değişikliğinin ardından yapıldı. 16 Şubat 1950'de kabul edilen "gizli oy, açık sayım" esasına göre düzenlenen yeni yasaya göre yapılacak seçimlerden önce propaganda faaliyetleri başladı. DP Genel Başkanı Celal Bayar ile CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ülkenin dört bir yanında miting ve toplantılara katılıyorlardı. Bu seçimlerin "şaibeli" olup olmayacağı belli değildi ama belli olan bir şey vardı ki o da İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olarak "tarafsız" olması gerekirken, olamadığıydı!..
DP'nin seçilme şansı pek fazla görülmüyordu. Ama İnönü seçime birkaç gün kala konuşacağı İstanbul mitinginin kalabalık olmasını istiyordu. 9 Mayıs 1950 tarihinde İstanbul'da yapılan CHP mitingi kalabalık oldu. Vali ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay bu işle bizzat uğraşmış ve "kalabalıkları" Taksim Meydanı'na toplamıştı.
Gelin, 9 Mayıs mitingini 10 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinden birlikte okuyalım: "C.H.P. İstanbul il teşkilâtı, genel başkanlarına lâyık bir toplantı tertip edebilmek için çok çalıştığını ispat etti. Kalabalığın azamî derecede olması için, il teşkilâtı kiraladığı kamyonlarla şehrin en ücra köşelerinden, Taksim meydanına halkı taşıdı. Her sınıf halkın bulunduğu toplantı yeri, çok erken saatlerden itibaren dolmağa başlamıştı. Davul ve zurnalarla köylerden gelen partililer de vakit geçirmek için aralarında oyunlar oynuyor, türküler söylüyorlardı. İnönü Gezisinin her tarafı Türk ve Halk Partisinin bayraklarile donanmıştı. Toplantı yeri bir bayram, şenlik manzarası arzediyor-du. (...)
Saat 17,30... C.H.P. nin bütün erkânı hazır. Partililerin bütün gözleri kalabalıkta. Aman kalabalık, ne yapalım yapalım da 'onu' temin edelim. İşte bütün kaygıları bu...
Saat 17,55... 'Geliyor"; bir kaynaşma, halk yeni Opera binasına doğru koşuyor. İşte meşhur 'Cadillac" arabası, motosikletlerin yardığı kalabalığın arasından nutkun söyleneceği yere vardı. Alkış, 'yaşa, varol!' nidalarile Taksim meydanı inliyor.
Saat 17,55, İnönü arkasında Bayan İnönü, kızı, Vali ve Belediye Reisi, arabadan indiler."
İŞTE PAŞAM, İSTANBUL BURADA!
Burada Süleyman Yeşilyurt'un "Bayar Gerçeği" isimli kitabından bir alıntı yapalım:
"İstanbul'un ufak tefek boylu Valisi Gökay, büyük gayretlerle Taksim Meydanı'na topladığı muhteşem kalabalığı, kürsüden ellerini açıp İnönü'ye gösterirken, 'İşte Paşam, İstanbul burada' sözlerini sarfediyordu. Bu toplama kalabalık karşısında son konuşmasını yapan İnönü, kaybolan ümidini yeniden kazanarak, Halk Partisi'nin seçimleri mutlaka kazanacağından ısrarla sözet-mekteydi. Günlerdir karamsarlık içerisinde olan İnönü, Taksim mitinginden sonra hayli moral kazanmıştı. Bayar ve Menderes İstanbul'dan aday gösterilmişlerdi. İsmet Paşa'yı korkutan bu durum, Taksim alanındaki kalabalığın önündeki son konuşmasıyla, korkusuzluğa dönüşmüştü."
Devam edelim... Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün konuşması tam saatinde, saat 18.00'de başladı. 37 dakika süren konuşmasını notlarından okuyarak yapan İnönü, "Burada bir seçim nutku söylemeyi İstanbullulara karşı bir vazife saydım." diyerek başladığı konuşmasında basın hürriyeti, milletvekili dokunulmazlığı ve elbet CHP'nin seçimlerden sonra yapmayı vaat ettiklerine değindi. İnönü, konuşmasını eğer CHP seçimleri kaybederse cumhurbaşkanlığından çekileceğini belirterek bitirdi.
14 Mayıs Pazar günü seçimler yapıldı. Katılım beklenenin çok üstündeydi. Seçim sandıklarının başında sabahın erken saatlerinden itibaren kuyruklar oluşmuş, vatandaşlar sandıklar açıldıktan sonrada beklemeye devam ettiler...
BEYAZ İHTİLAL
Saat 21.00'e doğru DP'nin büyük bir çoğunlukla iktidara geleceği belli olmuştu. Ertesi gün gazeteler bu beklenmeyen sonuçtan söz edeceklerdi. 15 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinin "İştirak Nisbeti Yüzde Sekseni Geçiyor" başlıklı haberi şöyleydi: "İstanbul'da mühim hiçbir hâdise olmadı, halk oylarını büyük bir hassasiyetle kullandı. İstanbullular, dün sabahın erken saatlerinden itibaren seçim gününün heyecanını yaşamağa başlamışlardır. Ara seçimlerin o donuk ve hareketsiz sahnelerine mukabil dün saat 8 den sonra şehrin muhtelif semtlerindeki cadde ve sokaklar, oylarını kullanmaya giden vatandaşlarla dolup taşmıştır."
Sandık başlarında kuyruklar oluşturan vatandaşların büyük çoğunluğunun kadınlar olduğunu yazan gazeteler ertesi gün seçim sonuçlarını kesin olarak veremediler. Çünkü sonuçlar kesinleşmemişti. "D.P. 36 İlde Tam Liste Halinde Kazandı, 385 Milletvekili Çıkarması Bekleniyor" başlıklı 16 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinden sonuçların neden kesinleşmediği sorusunun yanıtını aktaralım: "Yağmurlar bazı illerde münakaleyi [ulaşımı] sekteye uğrattığından Yüksek Seçim Ku-rulu'na vaziyet bildirilemiyor, bu yüzden bütün yurda şamil [kapsayan] kafi netice ilân edilemiyor, D.P. işin tacilini [hızlandırılmasını] istedi." Aynı gazetede o gün konuşulan bir başka önemli olayda başlığa taşınmış: "Kabinenin durumu günün başlıca mevzuu. Bir ikisi müstesna milletvekili dahi seçilemeyen kabine üyeleri derhal çekilmek istiyorlar." Ancak Bakanlar Kurulu çekilmeyecek, Meclis'in toplanacağı 22 Mayıs gününe dek görevine devam edecekti.
Demokrat Parti'lilerin "Beyaz İhtilal" olarak adlandırdıkları seçimlerin sonunda DP oyların yüzde 52.7'sini, CHP ise yüzde 39.4'unu aldı. Mevcut seçim sistemine göre de - çoğunluk sistemi - DP 408, CHP ise 69 milletvekili çıkardı. Millet Partisi ise yüzde 3.1 oyla 1 milletvekili çıkaracaktı. Yüzde 4.8 oyla 9 bağımsız milletvekili de Meclis'e girecekti...
22 Mayıs günü yeni milletvekilleri ile saat 15.00'de toplanan Meclis, Adnan Menderes'in başbakan olduğu yeni hükümeti seçecekti. Hükümet kurulmuş, DP'nin kurucularından Refik Ko-raltan Meclis Başkanı seçilmişti. Akşam saatlerinde de Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. 453 milletvekilinin oy kullandığı Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde 387 oy alan Celal Bayar, Türkiye'nin 3. cumhurbaşkanı oldu. İsmet İnönü Celal Bayar'ın elini sıkarken "Tebrik ederim. Muvaffak oldunuz" diyecekti.
İsmet İnönü, 10 Mayıs 1950'de Taksim Meydanındaki kalabalığa aldanmıştı. 1950 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak Meclis'e giren Millet Partisi Başkanı, siyasetin renkli siması, yetenekli hatip Osman Bölükbaşı'nın mitinglerinde olduğu gibi meydan dolmuş ancak sandıktan oy çıkmamıştı.
TEK PARTİ İKTİDARINI SONA ERDİREN 1950 SEÇİMLERİNDEN BİR MİTİNGİN ÖYKÜSÜ (İnönü dün Taksimde İstanbullulara hitab etti )
Türkiye tarihine "Tekparti iktidarının sonu", "Beyaz İhtilal" olarak geçen seçimlerden söz edeceğiz bu hafta. 14 Mayıs 1950 günü yapılan genel seçimlerle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarı sona erecek, yerine i960 askeri darbesine kadar iktidarda kalacak olan Demokrat Parti (DP) gelecekti...
1946'da kurulan DP, hiç tahmin edilmeyen bir biçimde büyük bir çoğunlukla iktidar olarak ülkeyi tek parti yönetiminden kurtaracaktı. Ancak on yıl geçmeden CHP döneminin sıkıntıları, baskıları ve her türlü demokratik eylemin zorla bastırıldığı günler yeniden başlayacaktı.
14 Mayıs 1950 seçimleri, 1946'da yapılan "şaibeli" genel seçimlerden sonra DP'lilerin zorlamasıyla gerçekleşen Seçim Yasası değişikliğinin ardından yapıldı. 16 Şubat 1950'de kabul edilen "gizli oy, açık sayım" esasına göre düzenlenen yeni yasaya göre yapılacak seçimlerden önce propaganda faaliyetleri başladı. DP Genel Başkanı Celal Bayar ile CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ülkenin dört bir yanında miting ve toplantılara katılıyorlardı. Bu seçimlerin "şaibeli" olup olmayacağı belli değildi ama belli olan bir şey vardı ki o da İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olarak "tarafsız" olması gerekirken, olamadığıydı!..
DP'nin seçilme şansı pek fazla görülmüyordu. Ama İnönü seçime birkaç gün kala konuşacağı İstanbul mitinginin kalabalık olmasını istiyordu. 9 Mayıs 1950 tarihinde İstanbul'da yapılan CHP mitingi kalabalık oldu. Vali ve Belediye Başkanı Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay bu işle bizzat uğraşmış ve "kalabalıkları" Taksim Meydanı'na toplamıştı.
Gelin, 9 Mayıs mitingini 10 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinden birlikte okuyalım: "C.H.P. İstanbul il teşkilâtı, genel başkanlarına lâyık bir toplantı tertip edebilmek için çok çalıştığını ispat etti. Kalabalığın azamî derecede olması için, il teşkilâtı kiraladığı kamyonlarla şehrin en ücra köşelerinden, Taksim meydanına halkı taşıdı. Her sınıf halkın bulunduğu toplantı yeri, çok erken saatlerden itibaren dolmağa başlamıştı. Davul ve zurnalarla köylerden gelen partililer de vakit geçirmek için aralarında oyunlar oynuyor, türküler söylüyorlardı. İnönü Gezisinin her tarafı Türk ve Halk Partisinin bayraklarile donanmıştı. Toplantı yeri bir bayram, şenlik manzarası arzediyor-du. (...)
Saat 17,30... C.H.P. nin bütün erkânı hazır. Partililerin bütün gözleri kalabalıkta. Aman kalabalık, ne yapalım yapalım da 'onu' temin edelim. İşte bütün kaygıları bu...
Saat 17,55... 'Geliyor"; bir kaynaşma, halk yeni Opera binasına doğru koşuyor. İşte meşhur 'Cadillac" arabası, motosikletlerin yardığı kalabalığın arasından nutkun söyleneceği yere vardı. Alkış, 'yaşa, varol!' nidalarile Taksim meydanı inliyor.
Saat 17,55, İnönü arkasında Bayan İnönü, kızı, Vali ve Belediye Reisi, arabadan indiler."
İŞTE PAŞAM, İSTANBUL BURADA!
Burada Süleyman Yeşilyurt'un "Bayar Gerçeği" isimli kitabından bir alıntı yapalım:
"İstanbul'un ufak tefek boylu Valisi Gökay, büyük gayretlerle Taksim Meydanı'na topladığı muhteşem kalabalığı, kürsüden ellerini açıp İnönü'ye gösterirken, 'İşte Paşam, İstanbul burada' sözlerini sarfediyordu. Bu toplama kalabalık karşısında son konuşmasını yapan İnönü, kaybolan ümidini yeniden kazanarak, Halk Partisi'nin seçimleri mutlaka kazanacağından ısrarla sözet-mekteydi. Günlerdir karamsarlık içerisinde olan İnönü, Taksim mitinginden sonra hayli moral kazanmıştı. Bayar ve Menderes İstanbul'dan aday gösterilmişlerdi. İsmet Paşa'yı korkutan bu durum, Taksim alanındaki kalabalığın önündeki son konuşmasıyla, korkusuzluğa dönüşmüştü."
Devam edelim... Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün konuşması tam saatinde, saat 18.00'de başladı. 37 dakika süren konuşmasını notlarından okuyarak yapan İnönü, "Burada bir seçim nutku söylemeyi İstanbullulara karşı bir vazife saydım." diyerek başladığı konuşmasında basın hürriyeti, milletvekili dokunulmazlığı ve elbet CHP'nin seçimlerden sonra yapmayı vaat ettiklerine değindi. İnönü, konuşmasını eğer CHP seçimleri kaybederse cumhurbaşkanlığından çekileceğini belirterek bitirdi.
14 Mayıs Pazar günü seçimler yapıldı. Katılım beklenenin çok üstündeydi. Seçim sandıklarının başında sabahın erken saatlerinden itibaren kuyruklar oluşmuş, vatandaşlar sandıklar açıldıktan sonrada beklemeye devam ettiler...
BEYAZ İHTİLAL
Saat 21.00'e doğru DP'nin büyük bir çoğunlukla iktidara geleceği belli olmuştu. Ertesi gün gazeteler bu beklenmeyen sonuçtan söz edeceklerdi. 15 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinin "İştirak Nisbeti Yüzde Sekseni Geçiyor" başlıklı haberi şöyleydi: "İstanbul'da mühim hiçbir hâdise olmadı, halk oylarını büyük bir hassasiyetle kullandı. İstanbullular, dün sabahın erken saatlerinden itibaren seçim gününün heyecanını yaşamağa başlamışlardır. Ara seçimlerin o donuk ve hareketsiz sahnelerine mukabil dün saat 8 den sonra şehrin muhtelif semtlerindeki cadde ve sokaklar, oylarını kullanmaya giden vatandaşlarla dolup taşmıştır."
Sandık başlarında kuyruklar oluşturan vatandaşların büyük çoğunluğunun kadınlar olduğunu yazan gazeteler ertesi gün seçim sonuçlarını kesin olarak veremediler. Çünkü sonuçlar kesinleşmemişti. "D.P. 36 İlde Tam Liste Halinde Kazandı, 385 Milletvekili Çıkarması Bekleniyor" başlıklı 16 Mayıs 1950 tarihli Cumhuriyet gazetesinden sonuçların neden kesinleşmediği sorusunun yanıtını aktaralım: "Yağmurlar bazı illerde münakaleyi [ulaşımı] sekteye uğrattığından Yüksek Seçim Ku-rulu'na vaziyet bildirilemiyor, bu yüzden bütün yurda şamil [kapsayan] kafi netice ilân edilemiyor, D.P. işin tacilini [hızlandırılmasını] istedi." Aynı gazetede o gün konuşulan bir başka önemli olayda başlığa taşınmış: "Kabinenin durumu günün başlıca mevzuu. Bir ikisi müstesna milletvekili dahi seçilemeyen kabine üyeleri derhal çekilmek istiyorlar." Ancak Bakanlar Kurulu çekilmeyecek, Meclis'in toplanacağı 22 Mayıs gününe dek görevine devam edecekti.
Demokrat Parti'lilerin "Beyaz İhtilal" olarak adlandırdıkları seçimlerin sonunda DP oyların yüzde 52.7'sini, CHP ise yüzde 39.4'unu aldı. Mevcut seçim sistemine göre de - çoğunluk sistemi - DP 408, CHP ise 69 milletvekili çıkardı. Millet Partisi ise yüzde 3.1 oyla 1 milletvekili çıkaracaktı. Yüzde 4.8 oyla 9 bağımsız milletvekili de Meclis'e girecekti...
22 Mayıs günü yeni milletvekilleri ile saat 15.00'de toplanan Meclis, Adnan Menderes'in başbakan olduğu yeni hükümeti seçecekti. Hükümet kurulmuş, DP'nin kurucularından Refik Ko-raltan Meclis Başkanı seçilmişti. Akşam saatlerinde de Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. 453 milletvekilinin oy kullandığı Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde 387 oy alan Celal Bayar, Türkiye'nin 3. cumhurbaşkanı oldu. İsmet İnönü Celal Bayar'ın elini sıkarken "Tebrik ederim. Muvaffak oldunuz" diyecekti.
İsmet İnönü, 10 Mayıs 1950'de Taksim Meydanındaki kalabalığa aldanmıştı. 1950 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak Meclis'e giren Millet Partisi Başkanı, siyasetin renkli siması, yetenekli hatip Osman Bölükbaşı'nın mitinglerinde olduğu gibi meydan dolmuş ancak sandıktan oy çıkmamıştı.
BİRGÜN GAZT.
FEZA KÜRKÇÜOĞLU