Merhaba
Öncelikle -çok eski bir GENÇ olarak- buraya yazı yazan herkesi hatta yazmayı bırakın üye olan herkesi sevgi ile selamlıyorum,bunu hepinize de öneriyorum.
Yazını okudum Merdan,varol...
Yazında adını bilemediğini söylediğin yabancı firmanın adını hepimiz beyinlerimize kazımalıyız; " onlar aşımıza,ekmeğimize göz koyanlardır, tanı bunları" "tanı da büyü" diye bir ağıt vardı 70 li yıllarda bu günleri işaret eden...
Kominist olmak veya Ülkücü olmak hatta şu veya bu takımın "hastası" olmak vd. eğer içeriği boş ise bir şey ifade etmez...
Hepimiz bu toprakların üzerindeyiz ve karşıdakiler bizim bu karşılıklı ve hatta solda ve sağda kendi içinde "teorik" bölünmelerimizi ellerini oğuşturarak seyrediyorlar...
Ben izninizle bir anımı paylaşayım sizlerle;
öğrencilik yıllarımda (Ankara İTİA) okul önünde çekingen bir genç yanıma utana sıkıla yaklaşıp imtihan sonuçları ve idari işlerle ilgili bazı sorular sordu, bildiklerimi anlattım,rahatladı benim "Uzaylı" olmadığımı kendi gibi biri olduğumu görünce. Çay ısmarlamak istedi -bu yardımın karşılığı olsa gerek- olur dedim, yürüdük konuşa konuşa. Niğdeli imiş, ilk kez büyük bir kente gelmiş, babası çiftçi imiş .... Biz Ayrancıdan, İş bankası kulesinin oradan Gençlik parkına kadar gittik oturup çay içtik ve geri okula geldik.
Ülkücü imiş delikanlı, bende ne olduğumu anlattım ve bu bizi daha bağladı birbirimize. Bu ayrımın yapaylığı üzerine konuştuk ağırlıkla,ve bugün Merdanın sorduğuna benzer soruya yanıt aradık birlikte...
Okula dönünce bizim "tayfadan" Cuma isimli bir arkadaş o adamla ne işim olduğunu sordu hem de oldukça sert biçimde... Bizden değil öyle ise düşman mantığı ile ki her iki taraftada bu fikir baskın idi ve işte emperyalizmin kucağına bu noktada oturuyorduk/oturmaya da devam ediyoruz...
Anlattım olan biteni, hesap vermek adına değil, ama bilmesi için bu ayrımın yapaylığını, görmesi için!
Adam Ülkücü ise dedim, okulun ilk günlerinde bizi kafalamaya çalışanların içinde yer alması gerekmiyor mu? Neden bu en basit soruları hemde utana sıkıla bana sordu dedim. (Ki ben Üniversiteye de biraz geç kalmış olduğumdan akranlarımın yaşça üstünde idim bir de)
Konu kapandı Cuma ile aramızda. Dönem ise 12 eylül öncesi...
Diyeceğim şudur.
Okuma işinin sistemli bir şekilde yok edilişi yanında siyasi kitaplar okunmuyor şikayeti lüks kalmaya mahkum. Siyasi olsun olmasın her kitap okunmalı hem de sağcı solcu demeden okuyarak hür irademizle bizler doğruya eğriye karar vermeliyiz.
Yokse içine girilen grupların önünde duranların papağanlığını veya sözcülüğünü yapmak çokta insani değil...
Anlamaya çalışmak, yorumlamak,danışmak,tartışmak ve de kimseye "sen ne anlarsın" demeden yapmak gerek.
Okur yazar olmayan yüzlerce insanın Deniz Gezmişlerin arkasında duruşunun "hikmetini" anlamak lazım. Onlar içteki ve dıştaki yazı ve olayları takip edenler idi,bu yurdun bağımsızlığı için mücadele eden herkese kapıları açıktı.
Bu dayanışmaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz günlerin içindeyiz.
Ülkücü Cumalar ile Kominist Cumalar aynı boy hedefinin iki ayrılmaz parçasıdır ve de soru burada düğümlenmekte işte...
Senin sorduğun gibi, "Bu vatanın gerçek sahipleri kimler?" ...
Birlik,her anlam da sağlanamaz ise şu anda Irak topraklarında kim ise onlar sahip olmaya çalışırlar,bu uğrunda canlar verdiğimiz topraklara.
1920 li tarihler sömürgecilerin dişlerini en azılı biçimde gösterdiği günlerdir. Herşeyden önce bu Ülkenin 1800 lü yıllarından bu yana özellikle Milli Mücadele döneminin iyice anlaşılması gerekir.
G.M.K. Atatürk'ün birlikte çalıştığı arkadaşlarından en yakınları bile Cumhuriyet kurulması konusunda muhalefet etmiştirler...
Hatta bence şu ayrıntıya da dikkat etmek gerekir, 1937 meclis açılışında Toprak reformu hakkında konuşma yapmıştır ve 1938 yılı meclis açılışında ise hasta yatağındadır... 10 Kasımda hayattan göçtüğü anda o dönem kapanmıştır.
Süreç artık karşı devrim sürecidir ve en azgın örnekler tekrar sahnelenmektedir.
Önerim şudur,
1- Lutfen kimse kimseyi hiçbir sıfatla karşı cepheye koymasın, zira bence en kalın çizgi Milli / Gayrı milli hattında mevcuttur ve kavga buradan kopmaktadır. 1920 lerin Manda ve himayecileri ile Ya İstiklal, Ya Ölüm diyenlerin bulunduğu noktadayız bu anlamda.
2- Herkes oyunu vermeyi düşündüğü siyasi partiye üye olsun...
Katılımcı olunsun ki birilerinin iradesine onay vermekten öte kendi hayatımıza kendi ellerimizle yön verebilelim.
Hepinize sevgi ve selamlarımı gönderiyorum...
Hoşçakalın
Y.Sadık YILMAZTÜRK
- yorum yapmak için giriş yapın ya da kayıt olun










merhaba...
bu ülke yıllardan beridir ki, komünist, kapitalist,sosyaldemokrat,turancı(pan-türkist), ülkücü,sagcı,solcu,ortayolcu v.s. kamplara bölünmüştür.12 mart askeri muhtırası ve 12 eylül askeri darbesi gibi militarist darbelerle,cuntalarla asıl konu olan "demokrasi" ye amansız darbeler vurulmuştur.
ben konuyu daha da indirgeyerek, komünist ve ülkücü boyutuna kadar taşımak istiyorum.keza diger siyasi egilimlerde komünistlerin karşı saffında yerini almışlardır.nedir komünizm?
üretim araçlarının mülkiyetinin kollektif hale getirilmesi...ekonomik alanda eşitlik,insan hakları alanında eşitlik,adalet,kardeşlik ve barış gibi hiçte yabancı olmadıgımız kavramlar komünizmin dogasıdır.
peki sizce bu kavramlar çok mu korkunç kavramlardır? ama ben komünistim diye çıkıp sokaga bagırsan satırla seni lime lime dograrlar.bilmezler ki komünizm veya komünist ne demek.ülkemiz maalesef eline alıpta hiçbir siyasi ideolojik kitapları(daha çok marx,lenin,engels,mao v.s.) okumamış insan sürüsü ile dolup taşıyor. en küçük bir gaza getirme eylemi ile de 3 veya 4 kişi yaklaşık 400-500 kişi tarafından linç edilmeye kallkılıyor. neden linç girişiminde bile bulundugunu bilmeden.
böyle bir girişten sonra asıl konuya geçeyim.aklımda bir soru işareti var ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum. komünist deyince ilk akla gelen kamuoyu tarafında terörist, anarşist, bölücü, allahsız, kitapsız tabirleri akla geliyor.komünizm aslında bilinmediği için bu şekilde yaftalanıyor. zaten bu tür eleştirileri yapan kişilerin aslında komünizm i bilmeyen kişiler oldugunu biliyorum.
biliyorsunuz ki ülkücüler vatanın bir karış topragını bile bölücülere yedirmeyiz diyorlar. bu eylemi gerçekleştiren kişiler de komünist ve bölücü olarak hitap ediyorlar.devamında amansız küfürler ve hakaretler... yaklaşık 1 yıldan fazla oldu.Tüpraş koç ve ismini şu an hatırlamadıgım yapancı menşeili bir firmaya satıldı. Tüpraş bilindiği gibi ortadogunun en büyük işletmelerinden biri. ve satılmadan önce mülkiyeti halka ait olan bir işletme. yani bize,halka...yani tüpraş vatanın malı idi.vatan topragı idi. öte yandan Telekom italyan menşeili bir uluslarötesi bir firmaya satıldı. telekomunda mülkiyeti halka ve vatana aitti.yan halka,vatana...yani vatan Topragı idi bu işletmeler. hani diyorum ya uluslar ötesi bu yancı menşeili firmalar diye.böyle çok basit geçiyorum aslında bu konuda anlatacak çok şey var.çünkü bu firmalar, dünyada sayısı 100 ü aşkın degil ve dünyaya resmen hükmediyorlar.onlar sayesinde dünyanın %90 ı kaynakların %10 unu paylaşırken, dünya nüfusunun %10 u ise kaynakların % 90 ını kullanıyor.onlar sayesinde afrikada her yıl yüzbinlerce insan ölüyor(çoğu çocuk). onlar sayesinde Irakta sayısı milyonları bulan insan ölüyor(çogu çocuk)...bunun adına da özgürlük...özgürlük getiriyorlarmış.özgürlügün bedelinin bu kadar agır oldugunu ben bu yaşımda yeni ögrendim.onlar sayesinde, bir çok ülkede darbe yapılıyor.insanlar işkence hanelerde öldürülüyor. faili meçhul cinayetlere maruz kalıyorlar.dünyada 20 milyondan fazla insanın sadece amerika patentli darbeler sayesinde öldügünü biliyormuydunuz? ve ne için bu darbelerin yapıldıgını biliyormuydunuz? sebebi çok basit. işte bu sayısı 100 aşmayan çok uluslu şirketin pazardan daha büyük pay alması için.
ben konuyu dagıtmadan hemen Tüpraş,telekom ve diger vatan topraklarına girmek istiyorum. Tüpraş satılırken, yani vatan topraklarını bir avuç sermayedara satmak bölücülük olmuyor mu?bu vatana ihanet degil mi? vatanın bir avuç topragını bile yar etmeyecek ülkücüler neredeler? bu vatana ihanet degil mi? komünistler ne yapıyor, halkın, vatanın malını sattırmamk için en azından düşüncede varederek karşı çıkıyorlar.mitingler düzenliyorlar.eylemler örgütlüyorlar.kampanyalar yapıyorlar. ama ne hikmetse komünistler vatan haini oluyor hep.bölücü oluyorlar. ve linç ediliyorlar. kendisini vatanın gerçek sahibi olarak lanse eden, komünistleri de allahsız, kitapsız, bölücü olarak bilen(aslında kendiler de ne için savaştıgını bilmeyen) bu insanlara bakın...birde komünistlere...sizce bu vatanın gerçek sahipleri kimler?komünistler mi? yoksa ülkücü veya devamındaki fraksiyonlar mı? yada vatan haini ilan ettikleri Nazım Hikmetin mezarını vatanına getirmeye dahi korkanlar mı?
NOT:ülkücülük:(literatürde böyle bir siyasi anlayış yok) amerikanın soguk savaş döneminde sovyetler birligine karşı Türkiye de ortaya attıgı 10 tane kelimenin biraraya gelerek oluşturdugu bir tanım diyelim.bunu da ben kafamdan atmıyorum, kendi dedebabaları diyor.(Abdullah çatlı)
yazımın hiçbir yerinde alıntı yoktur. sonuçta düşünmesini bilen her insan bunu düşünür.
bu konuya hakany,sadık,güldenterazi,mansur kızı,anarşist34,canan,anarchy,metin polat,ferhat munzur un naçizane yorumlarını özellikle bekliyorum...o mükemmel şiirlerini bizimle paylaşan arkadaşlar da yorum yapsalar fena olmaz hani.geriye kalan arkadaşları da saymıyorum.ne de olsa forumlara bakmıyorlar..
saygılar