Soldan Bağımsız Adaylar (Baskın Oran, Ufuk Uras)

Soldan Bağımsız Adaylar (Baskın Oran, Ufuk Uras)

Bu aralar gündemimiz 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimler. Seçimlerle ilgili ne zamandır sizlerle paylaşmak istediğim şeyler vardı. Bildiğimiz gibi mevcut seçim yasalarına göre herhangi bir partinin meclise milletvekili gönderebilmesi için en az yüzde 10 oy alması gerekiyor. Çok kere duymuşsunuzdur, bir önceki seçimde kullanılan oyların yüzde 45'i mecliste temsil edilmedi. Barajı geçen partiler bu temsil edilmeyen yüzde 45'in milletvekilleri yerine boşlukları kendi milletvekilleri ile dolduruyorlar. 12 Eylül döneminden kalma bu sistem "güya istikrar" sağlıyor kimilerine göre. Oysa Türkiye'de temsili demokrasinin gelişmesi önünde duran bu engeli, istikrar sağladığını düşünenler (tamamen işlerine geldikleri için) kaldırmak için hiçbir çaba göstermiyorlar.

Ağızlarından demokrasiyi düşürmeyen iktidar ve muhalefet 4,5 yıldır ne yaptılar acaba bu seçim barajı konusunda. Aslında dikkatle bakarsanız barajı geçen partiler, genelde, esas önemli politik alanlarda birbirlerinden hiç de farklı değillerdir. Birbirinden çok zıtmış gibi görünürler, ama o farklılık sadece temel değerler üzerinden yaptıkları tartışmalardan ileri gelir. Sağdan sola geçenler, sağa transfer olan kırk yıllık solcular. Sırf vitrinde dursun diye şanlı şöhretli sanatçılar, sporcular. Dönüp dolaşıp aynı kısır döngüdeki zihniyetlerle yönetiliyoruz. Çünkü farklı düşünenler, muhalefet yapabilecek kişiler parti genel başkanlarınca işin başında eleniyor. Elemeden geçenler genel başkanın dediklerini onaylamak için o koltukları işgal ediyorlar.

Hal böyle olunca insan düşünüyor ve farklı seslere yönelme hissi ağır basıyor. Meclise girecek milletvekinin, başta bulunduğu konumun ağır sorumluluğunun farklında olması ve bu sorumluluğun altından kalkacak düşünce yapısına, bilgi-birikime sahip olması gerekir. Hayata farklı gözlerle bakabilen, düzenin ortağı olmayan, aksine "gerçekten muhalif" yanını göstecek, diğer sistem partilerinin vitrinlik milletvekillerine göre ağırlığı olan kaliteli kişilerin mecliste bulunması ne kadar çok şey değiştirir düşünebiliyor musunuz?

1961 anayasasının sağladığı demokratik ortamda 1965 seçimlerinde yurt genelinde yüzde 3 oy alarak meclise 15 milletvekili sokan Türkiye İşçi Partisi, o dönemde mecliste etkili bir muhalefet üstlenmişti. Türkiye'de demokrasinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olan bu seçimlerde, TİP'li milletvekilleri Can Dündar'ın da dediği gibi "meclisin tozunu attırmışlardı". Daha sonraları çıkan seçim yasalarıyla sistemin büyük paralar alan partilerinin üstünlüğü garanti altına alınmış ve diğer küçük partilerin meclisteki varlığı önlenmişti.

Bugün seçimlerde böyle bir şans daha doğdu. Soldan bağımsız milletvekili adayları Türkiye'nin her tarafından olmasa da bazı seçim bölgelerinde adaylıklarını koydular.

Şeçim tartışmaları yeni başladığı günlerde Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İnsel'in ortaya attığı "soldan bağımsız adaylar"düşüncesi, ete kemiğe büründü ve somut bir seçenek olarak karşımızda. O zamanlar birçok isim telaffuz edilmişti. Şu anda aday olan iki kişiden özellikle bahsedeceğim: İstanbul 2. bölgeden Baskın Oran, İstanbul 1. bölgeden Ufuk Uras. Bu isimler hakkında mutlaka bilginiz vardır. Kısaca, Baskın Oran Anakara Üniversitesi'de akademisyen, azınlıklarla ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Ufuk Uras ise eski ÖDP genel başkanı ve halen İstanbul Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak dersler veriyor.

Meclisin ezberini bozmaya gittiğini söyleyen Baskın oran gerçekten de meclise girebilirse Ufuk Uras ile birlikte gündemi değiştirecek yeteneğe sahip bir kişi. Her ikisi de farklı söylemlerini dile getirebilecek, neoliberal düzene karşı çıkabilecek bilgi ve birikime sahip solun bağımsız adayları. 65'deki TİP milletvekillerinden sonra meclis, soldan bu şekilde tutarlı ve kaliteli yüzler görmemişti.

Baskın Oran'ın yazılarında devamlı vurguladığı birşey var. Diyor ki : "Bu düzen öyle bir düzen ki, en ezilmiş dışlanmışları bile kendi kategorilerine yabancılaştırabiliyor. Bazı Aleviler sadece Alevilerin, bazı Kürtler sadece Kürtlerin aday gösterilmesini isteyebiliyorlar. Türk Kürt'ü, Kürt Ermeni'yi, Ermeni Çingene'yi, Çingene Çerkes'i, Çerkes işsizi, işsiz kadınları, kadınlar Alevi'yi, Alevi eşcinselleri savunacak."

Bağımsız adaylar konusunda genel bir önyargı hepimizin kafasında vardır. Bağımsız aday meclise girse de etkili olamaz. Tek başına bir kişi koca mecliste ne yapabilir ki? İnanın bana çok fazla iş yapar. Bakmayın daha önceki bağımsız adaylara, onların sistemin partili milletvekillerinden bir farkı yoktur. Düzenin ezberini bozacak, bir demeçle gündemi değiştirebilecek soldan bağımsız adaylar onlardan çok farklı. Baskın Oran, meclise ezilmişleri temsilen etkili bir muhalefet için gidiyorum diyor. Herhalde seçimden önce ezilmişleri temsil edeceğini söylemeyen yokturdur. Ama inandırıcılığı kalmadı artık kimsenin gözünde. Yaptıklarıyla, geçmişiyle, tutarlı söylemleriyle samimi bir şekilde inandırıcı olanlar bu bu koltuklarda halkı temsil etmeyi hak ediyor.

Son olarak oy veren seçmenin verdiği oyun değerini bilmesi ve kendini temsil etsin diye kime oy attığını bilmesindeki önemi hatırlatmak istiyorum. Soldan bağımsız adayların aday olduğu bölgelerdeki seçmenlerin böylesine tarihi bir fırsatın bilincinde olarak iyi bir tercihte bulunacaklarını düşünüyorum. Her seçim bölgesinde soldan bağımsız olmadığından dolayı da diğer seçmenlerin yine partiden ziyade verecekleri oyların takipçisi olmaya davet ediyorum. O partiye bu partiye oy veriyoruz ama kimi seçtğimizi bile bilmiyoruz. Demokrasinin bu inceliğini hayata geçirmek seçimden sonra bizim başımızın daha az ağrımasına neden olacak. Hoşçakalın.